F-35 ve KAAN Denklemi: Trump Sonrası Savunma Sanayiinde Yeni Strateji
CAATSA Çıkmazı ve S-400 Bariyeri
ABD'deki yönetim değişikliği, Türkiye'nin 2019 yılında S-400 hava savunma sistemleri nedeniyle çıkarıldığı F-35 Müşterek Taarruz Uçağı programı üzerindeki belirsizliği derinleştiriyor. Trump döneminde başlayan CAATSA (Amerika'nın Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası) yaptırımları, Demokrat yönetimin 'kurumsal diplomasi' ve 'insan hakları odaklı dış politika' çizgisiyle birleştiğinde, F-35 teslimatlarının önündeki teknik engel siyasi bir blokaja dönüşmüş durumda. Türkiye'nin 1,4 milyar dolarlık ödemesi ve yerli sanayinin (Ayesaş, Alp Havacılık, Kale Havacılık) üretim zincirinden çıkarılmasının maliyeti, savunma sanayii ekosisteminde yaklaşık 12 milyar dolarlık bir iş hacmi kaybına işaret ediyor.
KAAN: Yerli Motor ve Seri Üretim Takvimi
F-35 programındaki belirsizlik, TUSAŞ (TAI) ana yükleniciliğinde yürütülen Milli Muharip Uçak (KAAN) projesini 'opsiyonel' bir çözümden 'stratejik zorunluluk' haline getirdi. KAAN'ın ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirmesi teknik bir zafer olsa da, önünde aşılması gereken üç büyük endüstriyel eşik bulunuyor:
- Motor Bağımlılığı: Mevcut prototiplerde kullanılan General Electric F110-GE-129 motorları, ABD Kongresi'nin ihracat lisansına tabi. TRMotor ve TEI ortaklığında geliştirilen yerli turbofan motorun 2028'den önce seri üretime hazır olması beklenmiyor.
- AESA Radar ve Aviyonik: ASELSAN tarafından geliştirilen MURAD AESA radarı ve entegre elektronik harp sistemlerinin 5. nesil stealth (düşük görünürlük) kriterlerini karşılaması için yüksek bütçeli Ar-Ge yatırımları devam ediyor.
- Ölçek Ekonomisi: Bir uçağın birim maliyetini düşüren en önemli faktör üretim adedidir. Türkiye'nin en az 150-200 adetlik bir iç sipariş ve potansiyel ihracat pazarları (Azerbaycan, Pakistan vb.) ile birim maliyeti F-35'in 80-100 milyon dolarlık bandına çekmesi gerekiyor.
F-16 Block 70: Geçici Köprü mü, Uzun Vadeli Çözüm mü?
Trump sonrası dönemde ABD ile yürütülen 23 milyar dolarlık F-16 Block 70 ve modernizasyon kiti anlaşması, Türk Hava Kuvvetleri'nin envanter yaşlanmasını durdurmak adına kritik bir 'ara çözüm' olarak görülüyor. Ancak bu alım, Türkiye'nin 5. nesil uçak ihtiyacını karşılamaktan ziyade, KAAN'ın 2030'lu yıllardaki tam operasyonel kapasitesine kadar hava gücü paritesini korumayı hedefliyor. Siyasi analistler, Washington'un S-400'lerin 'aktif kullanılmaması' veya 'üçüncü bir ülkeye transferi' gibi somut şartlar öne sürmeye devam edeceğini, bu durumun F-35 dosyasının rafa kalkmasa bile uzun süre 'bekleme odasında' kalacağını öngörüyor.
💬 Yorumlar 0
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!