Trump mı Harris mi? ABD Seçimlerinin Orta Doğu ve Savaşın Geleceğine 3 Kritik Etkisi
Dünya siyaseti, 2026 yılına girerken İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki en çok boyutlu ve kırılgan jeopolitik fay hatlarıyla yüzleşiyor. Doğu Avrupa’da yıpratma savaşına dönüşen Ukrayna-Rusya çatışması, Orta Doğu’da Gazze ve Lübnan hattına yayılan bölgesel tırmanış ve Pasifik’te Tayvan Boğazı merkezli askeri tatbikatlar küresel güvenliği tehdit ediyor.
Tüm bu krizlerin kesişim noktasında ise Amerika Birleşik Devletleri başkanlık seçimleri yer alıyor. Washington’ın küresel liderlik kapasitesinin sorgulandığı bir dönemde, hem müttefik başkentler hem de karşıt kutuplar olası politika değişikliklerine göre pozisyon alıyor.
Soğuk Savaş sonrası tesis edilen tek kutuplu Amerikan hegemonyası, BRICS genişlemesi ve Küresel Güney’in yükselişiyle birlikte geri dönülemez biçimde çözülmüştür. Rusya’nın askeri sanayi üretimini savaş ekonomisine entegre etmesi, Çin’in teknoloji ve ticaret koridorlarındaki hakimiyeti ve Orta Doğu’da bölgesel aktörlerin çok kutuplu denge siyaseti gütmesi yeni bir dünya düzenini zorunlu kılmıştır.
Önümüzdeki aylarda küresel arenada şekillenecek temel senaryolar şunlardır:
Bilginet Analiz Masası olarak öngörümüz; dünyanın artık tek bir süper gücün kurallarını dikte ettiği bir dönemi geride bıraktığıdır. Türkiye gibi hem Doğu hem Batı ile doğrudan diyaloğu olan, kriz yönetiminde ve tahıl koridoru gibi girişimlerde kilit rol oynayan orta ölçekli küresel güçlerin diplomasi ağırlığı katlanarak artacaktır.
Kaynak: Bilginet Analiz Masası Özel İnceleme Raporu
💬 Yorumlar 0
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!